Karanlığın İzinde Adım Adım Koşuyoruz

Diri diri gömülen kız çocukları sorduğunda hangi suçtan dolayı öldürüldüklerinin hesabını,
(Tekvir 8-9)

maxresdefault

Kız kardeşlerimizi hâlâ diri diri gömüyoruz Rabbim!
Cahiliyenin karanlık dehlizlerinden bizi çıkarmış olmana rağmen, diri diri gömmekten bir türlü vazgeçemiyoruz.
Kız kardeşlerimizi şehvetli gözlerle soyup durmaktan bir an olsun hayâ etmeyerek, üzerlerini tepeleme ateşle dolduruyoruz Rabbim.
Onların üzerindekilerini soyuyor, çıplaklıklarını kompliman adını verdiğimiz, ateşle kavrulmuş toprakla sarmalıyoruz.
Biz, artık onların iri kara gözlerinden bir damla yaş akmasın diye yüreğini dağlayan güzel insanlardan değiliz.
Katrandan kara kalpleriyle sokakları doldurmuş hayâsız tüccarlara dönüşmüşüz hepimiz…
Kadınlar kâh bir otomobil lastiğinin içinden çıkıveriyorlar… kâh kendine kağıt denmesinden yüzü kızarmış bir derginin arasından fırlıyorlar…
Elleri kirli ruhların döküntüleriyle pisliğe belenmiş zifir karası renginde şehvet putlarına dönüşmüşüz…dur durak bilmiyoruz!
Ve hiç hesap vereceğimizin endişesiyle sarsılmıyoruz! Sürekli bir karanlığın izinde, körleştirildiğimizin farkına varmadan yürüyoruz.
Yürüyüşümüz yakıcılığını tariften aciz düştüğümüz ateşe doğru… yetmiyor koşuyoruz! Soluksuz bir günah yağmuruna doğru!
Kız kardeşlerimizi hâlâ diri diri gömüyoruz Rabbim. Hepimiz bir başkasının kardeşini kendimize yabancı sayıp, durmaksızın soyuyoruz.
Soydukça derinden soyuluyoruz Rabbim. Kız kardeşlerimizin ateşe belenmiş tenlerine dokundukça, iyiliklerden soyunuyoruz… Fenalıklarla kapatıp çıplaklığımızı, yeniden soyunuyoruz!
Bitmek bilmez bir çirkinlik yarışının büyüsüne kapılmış, tribünlerden biraz daha rezillik… biraz daha rezillik diyerek tempo tutuyoruz.
Kız kardeşlerimizi diri diri günahın kara deliklerine doğru ittikçe, daha fazla ölsünler diye üzerlerini soysuz iltifat çamuruyla sıvıyoruz.
Biz kendi alevli çukurumuzu kazıyoruz aslında Rabbim. Her birimiz bir yakınımızı da içine alacak büyüklükte derinler oluşturup aklımızın kirlenmiş dehlizlerinde, bir daha yolumuzu bulamayacak tuzaklar oluşturuyoruz.
Ve hiç senin paklayıcı uyarıların gelmiyor aklımıza; “Sonuçta, içinizden doğru yolda yürümeyi dileyenler (öğüt alır).”
İyi yolda yürümeyi dilemeyi unutturdular bize Rabbim. Onların, ruhumuzu titreten kirlerini yaşamın tadı diye yutturmalarına kanıyoruz.
Öğüt vericilerimiz, paslı kahkahalar atarak bizi azabın elim aldatmacalarına doğru sürüklüyorlar… Ve biz, durmadan güzelliklerden soyundurup diri diri gömüyoruz birbirimizi.
Yüzümüz sürekli yerde… gözümüzü geçici olanın alçaltıcı zevklerine dikmişiz. Durmadan yürüyoruz! Kendimizi diri diri gömeceğimiz çukurların, nara gelmiş derinlerine doğru.
“Zaten âlemlerin Rabbi Allah (size irade vermeyi) dilememiş olsaydı, siz hiçbir şey dileyemezdiniz.”
Lütfettiğin iradeni ateşle süslenmiş günahlara sarmalayıp Sana dönüyoruz Rabbim. Affediciliğinle bizi uzak tutmazsan fenadan, vazgeçmenin imkânsız olduğu gün mahvolduğumuz gün de olacak aynı zamanda.
Bizi kendi zulmümüzden beri kıl Sahibimiz…
Yoksa biz, kendi ateşimizden emin kılamayız bedenimizi.

 


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 votes, average: 5,00 out of 5)