EL – Musavvir -Eşsiz Tasarımcı-

 

cherry_tree

 

 

 

Kiraz sever misiniz?

Peki, hiç baharda gelinliklerine bürünmüş kiraz ağacı gördünüz mü? Görseydiniz onu kirazdan daha çok severdiniz.

Belki ağzınızın tadından cayıp, o güzel beyaz çiçeklerini dökmesin diye meyvesini çiçeklerine infak ederdiniz.

Kardelen çiçeğini tanır mısınız?

O sizi tanır. Kışın en çetin zamanında sabret ya kardeş El-Musavvir olan Allah, baharı da tasarladı hiç kaygılanma dercesine karların arasından nazik boynunu ondan beklenmeyecek bir cesaretle uzatır.

O vakit bir kalbiniz varsa eğer kardelen kadar güven duyamadığınız ve kışa “kara”, soğuğa “zemheri” diye iftira ettiğiniz için bakışlarınızı hayranlıkla dolduran kardelen çiçeğinden utanırsınız.

Zürafa desem uzun boyundan gayrı aklınıza ne gelir?

Mesela baktınız mı hiç gözlerine? Ya o endam?

Değmez mi sadece zürafanın beyaz-krem bir ten üstünde siyah ve kahverengi arasında beneklerden oluşan muhteşem tasarımını, sırf biz zürafa da görelim diye tasarlayan El-Musavvir olan Rahman’a bir ömür şükretmeye?

O, Allah’tır, Yaratıcı, bütün özlere ve görüntülere şekil veren Yapıcı!” Haşr 24

O, Allah’tır, bize ve gördüğümüz-görmediğimiz, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün yarattıklarına şekil veren!

O,Allah El-Musavvir’dir ki, hiç birşeyi bir şeye bakmaya gerek duymadan tasarlayan Alim!

O, Allah’tır bir eylediğini bir daha yeniden eylemeyen.

El-Musavvir’dir o, aynı cinsten eylediklerini bile aynı eylemeyen.

Kiraz ağacını elma ağacına benzetmeden tasarlayan. Hayvanattan sayıp kediyi leopara tercih etmeyen. İkisine de verdiği vazifelere uygun elbiseler tasarlayan. Kuşları hepsi kuştur diye iki kanada mahkum etmeyen, şekil şekil, boy boy, renk renk tasarlayan eşsiz tasarımcı, şekil ve özellik veren El-Musavvir’dir o.

Güneşe sıcacık elbisesini giydiren… ayı her gece bir başka şekle büründüren… yıldızları çeşit çeşit tasarlayan…

Venüs, Merkür, Jüpiter, Satürn’ü güneşin etrafında fıldır fıldır döndüren..

Samanyolu’nda bilmem kaç bin, Evren’de bilmem kaç milyar gezegen tasarlayan, her şeyin bilgisine ve kudretine sahip olandan başka kim olabilir?

O El-Musavvir’dir ki, bundan şüphe duyanın başını göğe kaldırması yahut yere indirmesi yeterli olur.

Bir adım atmadan ki, o adımı da tasarlayan, o adımın atılması gereken ayağa da şekil veren eşsiz ve benzersiz, sonsuz ve kudretinde emsalsiz Rahman’ın, El-Musavvir olduğuna şahitlik etmek için yerinden oynamaya dahi gerek kalmaz.

cherry_tree

“Yeryüzünü sizin için bir dinlenme yurdu ve göğü de bir kubbe yapan, size şekil veren -çok da güzel bir şekil veren- ve sizi hayatın tertemiz nimetleri ile rızıklandıran Allah’tır. İşte Rabbiniz Allah budur. Bütün alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!” Mu’min 64

Büyük patlama yahut hakiki ismiyle söylemek gerekirse;

“kun fe yekûn”

“Ol deriz o oluverir” iradesi gereği herşeyi yerli yerince ve en güzel şekilde tasarlayan Allah, elbette bunca şeyi emrine amade kıldığı insanı en ince ayrıntısına kadar, en latif şekilde tasarlamamış olamaz!

İnsanın ve yaratılan herşeyin hem zahirini hem de batınını tasarlayan El-Musavvir’dir.

Zahirine bakar ve bir suret tasarlar ona… Kimsenin kimseye benzemediği… Kimsenin kimseyle karıştırılamayacağı bir suret.

Aynı malzemeden, ismine adem denilen aynı şekil üzerinden ama her biri ayrıntı sayılamayacak kadar birbirinden farklı, sayısız insan tasarlar El-Musavvir.

Gözü şu an bu satırlarda olan dost, sakın hataya düşüp insan işte hepsi bir demeyesin. En yakınındakinin yüzüne bakıp; kardeşinden, annenden, babandan ve cümle insanlıktan nasıl farklı bir özene muhatap olduğunu anlayasın.

Rahman, seni en özel kulu saymış ve hiç kimseye benzememen için seni sadece sana yakışacak şekilde tasarlamış. O halde sen de ona…

La İlahe İllallah”

Yoktur ilah illa Allah diyerek mukabele etmeyecek misin?

Batınına da bambaşka bir suret giyindirmekle seni sadece gözlere değil gönüllere de layık gördüğüne işaret etmiş.

Öyleyse ey insan, sen de El-Musavvir olan Rabb’inin emeğini boşa çıkartacak hallerle hallenme.

Sadece zahir tasarımına kıymet verip, gözlerin gözdesi olmaya kalkarsan, batınına giydirilmiş basiret tasarımının hakkını zayi edersin.

Senin bir kalbin var ve o alarmlı bir saat gibi öleceğin anı göstermeye ayarlı tik tak makinasından çok daha fazlası için tasarlanmış.

Kalbin yaratılmış alemlerin tamamına sığmayan,zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah’ın beytidir.

Sen kalbini zanlarla, vesveselerle, kötü fikirlerle kirletirsen, sevgiyi meslek edinmiş olan Allah’ın yüreğindeki tasarımına muhalif kalmış olursun!

Bu senin sana yapabileceğin yegane kötülük olur. Zira diğer fenalıkların bunun yanında ancak bahsedilmeye değmez şeyler olarak kalır.

Tasvirinde şüphesiz hem fikiriz; gözlerin var, kulakların her yandan gelecek seslere karşı teyakkuzda, burnun tam bulunması gereken yerde. Ağzına daha layık bir konum, bütün dünyanın akıllıları bir araya gelse gayr-ı mümkün. Ellerin parmakların, bacakların ayakların övgüyle bahsedebileceğin kadar kusursuz. Kusurlu sandıklarınsa senin çarpık bakışının tahayyülü.

Bunlar zahir…  El-Musavvir olan Allah’ın senin tasarımında bu kadarı yeter dediği an daha gelmedi. Bir de batın var!

İç alemin yani…

Hayal dünyan…

Görünenin ötesindeki sen!

Şahadet aleminde ne yapmaya başladınsa, daha başlamadan tasarlamaya başladığın alem. Kendi gaybın!

Düşün bakalım, planlamadan, hayal etmeden, kafanda kurmadan başladığın bir iş var mı?

Peki şu an “gözümde canlanıyor”diyerek yapmak istediklerini kaç bin kez heyecanla muhataplarına anlattığının farkında mısın?

İşte o güzünde canlanan lakin hali hazırda hayata geçmemiş olan herşeyin tasarımı da El-Musavvir olan Sahibine aittir.

Elbette Hallâk’tır Allah. Yani bir kere yaratmakla yetinmez. Her an yaratır.

Tasviri dondurmaz Rahman. Sürekli yeniler.

Öyleyse El-Musavvir seni yaratırken bir kere tasarlayıp bırakmaz.

Seni her an yeniden ve yeniden şekillendirir.

Günahlara belenirsin arzun istikametinde bataklıkta boğuşmana izin verir. Ve o şekil üzerine bir tasarımla seni yaşatır.

Sonra hakikate nail olursun, o vakit El-Musavvir seni o çamurlu şekil üzerinde bırakmaz. Pak ve berrak bir tasarımla temizler ruhunu.

O yüzden ey talip, resmi severken Alemlere rahmet olarak yaratılan Hazreti Muhammed (sav) gibi biraz mesafeli dur.

Zira resim ânı dondurur oysa Hallâk olan Rahman, her an yeni yaratışlarlar halindedir.

Eğer El-Musavvir her birimize sadece bir tasarım şansı vermiş olsaydı, yani bizi tasvirlerde olduğu gibi âna mahkum etseydi, bütün günahlar üzerimize kalır, bağışlanma ümitleri avucumuzdan uçup giderdi.

“Evet, gerçekten de sizi yarattık, sonra size biçim verdik; ve sonra meleklere: “Ademin önünde secde edin!” dedik. Bunun üzerine, İblisin dışında, onlar(ın hepsi) secde ettiler; (bir tek) o secde edenlerin arasında yer almadı.” A’râf 11

Seni böyle güzel tasarlayan, sana bunca kıymet veren, seni cümle yaratılmışlardan üstün kılan, sana Esmâ-i Hüsna’sını öğreten Allah’a bir ömür teşekkür borçlu değil misin?

Üstelik her şükranlı boyun eğişimiz cennet tasarımımızı daha da güzelleştiyorsa…

Ahsen-i takvim tasarıma hainlik edip belhum adal -aşağıların aşağısı- olmaya değer mi?

Bunca vefasızlık insan olana yakışır mı!

El-Musavvir olan Allah’a bizi en güzel şekilde tasarladığı ve ilk halimizde bırakmayıp yeniden yeniden bize kıymet vererek ilgisini üzerimizden çekmediği için şükretmek varken, iyiliği unutup kendimizi inkar etmek mi?

Ne münasebet!

Bütün hakikat gün gibi ortadayken haddi aşanlar için de El-Musavvir olan Sahibimizin korkunç bir tasarımı var elbette…

“ve sonra da, kendilerine yasak edilen şeyleri yapmakta küstahça direttikleri zaman onlara: “Aşağılık maymunlar gibi olun!” dedik.” A’râf 166

Artık karar senin!

Kibriyle emre ram olmaya muhalif kalıp ademe secde etmeyen iblis taraftarı olarak aşağılık maymunlar gibi mi olacaksın?

Yoksa seni en mükemmel şekilde tasarlayan Rabb’ine boyun eğip, saf tutan meleklerin hayretli bakışları arasında ademi yeryüzüne halife kılan Allah’a mı derin bir teslimiyetle bağlanacaksın?

İstikametini belirlemen için sana ayrılmış süre hızla azalıyor, ölünce senin bazı kararları alabildiğin cüz-i iraden de ölecek.

Süre bitmiş ve senin dünya hayatındaki tasarımlarının son şekli verilmiş olacak.

Hakikat sana gösterildiğinde bütün pişmanlıkların ve geri dönüş arzuların da anlamsız sızlanmalardan öte bir şey olmayacak.

Bugün Hallâk olan Rahman, her an seni yeniden yaratır ve senin kalbine göre şeklini El-Musavvir olarak sürekli yeni baştan tasarlarken, senin durup seyretmen yakışır mı  mükemmel tasarımına?

cherry_tree

Amin

Allah’ım ellerimize bakınca senin El-Musavvir olduğunu inkar etmek mümkün değil.

Gözlerimizi rengarenk görünce senin eşsiz tasarımların karşısında hayran olmamak kabil değil.

Hele bir de kalbimizi dinleyince sana iman etmemek olası değil.

Bizi Hallâkiyetinle her an yeniden yaratırken ve biz her anımızın farklı olduğuna hayatımızla şahitlik ederken, o mükemmel tasarımların eşsiz ve kudretli Sahibi olarak seni El-Musavvir isminle anmamak insanlığımıza yakışmaz.

Sen El-Musavvir’sin, tasvirlerin benzersiz ve en mükemmel olanı sadece senin sanatkarlığın sayesinde hayat bulur.

İman ediyoruz ki, bizim şeklimiz ancak senin iradenle ortaya çıktı ve senin izninle arzu ediyoruz ki, cennette sonsuz hayata kavi bir şekille bizi ölüm uykumuzdan uyandıracak olan da yine sensin.

Biz öteki ihtimalin felaketine, senin merhametine sığınarak uğramayacağımızı ümit ediyoruz…

Yoksa biliyoruz ki, yandıkça bitecek ve sen yeniden tasarlayıp yeniden yandıkça bitmesi için cehennem ahalisini yeniden yeniden yaratacaksın.

Biz o şekil üzerine bulunmaktan sana sığınıyoruz Ya Rahim.

Hayal dünyamızın tasvirlerini fıtratımızın istikametine uygun şekillendirebilmek için bize yardım et Yarabbi.

İçimizden geçenleri de temizle ki, onların hayata akseden kısmından ötürü altından kalkamayacağımız yükler boynumuza binmesin.

Senin eşsiz ve âna mahkum kalmayan tasarımın karşısında her değişikliği benzersiz ve mükemmel bulabilecek yürekli gözler nasip eyle bizlere…

Kırlaşan saçlarımızı sevdir bize…

Titreyen ellerimizin senin merhametine matuf işaretler taşıdığını hissetmemizi nasip eyle…

Şükredebilmek için sürekli karşımıza çıkardığın tasarımlarına kör kalmayacak kalpler yerleştir sadrımıza…

Ve bizi beytini kirletmeyen hakikat erleri eyle!

Ya Musavvir, biz senin bize layık gördüğün her şeklin en mükemmel olduğuna şahidiz!

Güneşi gördük, ayın gecelerimize kattığı aydınlığı farkettik, yıldızların sayesinde eğri yollarımızı düz tuttuk…

Baharı toprağa vuran kokusundan tanıdık…

Kışı da sen bize emsalsiz bir temaşa sunduğun için şükürlü bir sevinçe karşıladık.

Sen de en mükemmel şekilde tasarladığın bizi, hakkını vererek ihya edemediğimiz için affet!

Hayatımızı sana layık şekilde nihayete erdiremediğimiz için bizi cezalandırmak kudretine sahip olduğun halde merhamet et.

Bize layık olmadığımız ayan olduğu halde cennet esvapları tasarla Ya Rahim!

Bizi “Selam” diye karşılayan meleklerinin bulunduğu karşılama merasimleri tasarlayarak bahtiyar et.

Ya Musavvir dünyadaki son anımızın tasarımını da adaletinle değil merhametinle inşa et!

Bizi affet…

Bize hedef olarak gösterdiğin sırat-ı müstakim tasviri üzerindeki sapmalarımız için şefkatine sığınıyoruz.

Senin kudretinde sınır yoktur elbette, bizi de “Rahmetim gazabımı aştı” müjdeli tasarımının içerisinde bahtiyar kıldığın kullarının arasına kat!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)