PERDEYİ YÂR KALDIRIR

Bir gün olur perdeyi yâr kaldırır
seyr-i cemal ile seni güldürür

birgün olur nazlı nezaket yapar
birgün olur cam-ı meyi doldurur

birgün olur kahr u sitem cevr eder
birgün olur yâr hareme aldırır

birgün olur katline ferman eder
birgün olur la’li ile kandırır

birgün olur darb ile uryan eder
birgün olur buseden usandırır

birgün olur kuyine koymaz seni
birgün olur naz ile uyandırır

birgün olur dare çeker bend eder
birgün olur lütfuna dayandırır

birgün olur serzeniş eyler sana
birgün olur buyine boyandırır

birgün olur cahe atar lutfi’yi
sonra mısır şahlığına aldırır

Okuduğunuz münacat Alvarlı Muhammed Lutfi Efendi’ye (Allah sırrını kutsasın) ait.

Erzurum’un mümbit topraklarının en güzel şakıyan bülbülüne yani…

Güle meftuniyeti yüreğinde korku ve ümide ram etmiş bir güzel âşığa…

Bir ömrü, o ömrü verene adamış bir yürek insanının dudaklarından dökülmüş dizeler bunlar.

Münacat dedim Alvarlı Efe’den okuduklarımıza çünkü yazdıklarını bu adla anmak; kaside, gazel ya da başka bir şey demekten daha lezzetli geldi bana.

Sözlükte “gizlice konuşmak, fısıldaşmak” anlamına gelen münacat, tasavvufta, kulun yüce Mevlâsına yalvarması (dua), yakarması (niyaz), dileklerini O’na arz etmesi, O’nu övmesi ve bağlılığını bildirmesi demektir. Ayrıca Cenab-ı Hakk’ın af ve mağfiretini dilemeyi konu alan şiir ve düz yazılara da münacat denir.

Öyleyse bu arifin söylediklerine de ancak münacat denir.

Mananın içine girmemek için cesedinde dolaşan hak yiyicilere dönmeden, iki kelam etmekte acele gerektiği aşikâr oldu, lakin can çok şey söylemek istese de yürek candan geleni kelama dökmeye ne hazin ki yetmiyor.

Yettiği kadar öyleyse… affeyleye bizi Alvarlı gönül eri…

Bir gün olur perdeyi yâr kaldırır

İçinde; hasreti, umudu, ümitsizliği, çaresizliği, çareyi, beklemeyi, aşkı, hayatı, ölümü ve bütün insanlık hallerini barındıran bir dize istiyorum diyenler için yazılmış, haksızlık etmeyelim yürekten damıtılmış bir anıt söz.

İhtimaldir ki, ikinci dizeye bizi göndermeyecek bir mıknatısla karşı karşıyayız.

İnsan bütün hayatını ya insan-ı kâmil ya da esfel-i safilin olmak için yaşar.

Bunun; arası, ortası, idare ederi yoktur.

Elbette hedeflediğine ulaşamayabilir…

İnsan-ı kamil seyr-ü  süluk’unun hitamına ermeden vadesi dolabilir…

Ya da aşağıların aşağısı olma yolunda mesafeler kat ederken kendisinden daha aşağılık olanları geçmeye zamanı, imkânı yetmeyebilir.

Ama insan bir yol tutar ve bu mümkün değildir ki, biraz kâmil biraz aşağılık cihetinden olsun.

Alvarlı Efe (Allah onu sevdikleri arasına dâhil etsin) bir erdem yolculuğunun nihai hedefini ilk mısrada fısıldıyor kulaklarımıza.

birgün olur perdeyi yâr kaldırır

Zaten kaldırırsa artık şeb-i arusun, şenliğin, eğlencenin, sonsuz saadetin, bitimsiz ve kedersiz mutluluğun kapıları hiç kapanmamak üzere açılmış demektir.

Kul olanın; Padişahın yolunu gözlemesinden, ihsanlarını ummasından ve hep onun tabiri caizse gözlerinin içine bakmasından daha normal ne olabilir?

Ancak padişah ki, o padişah sadece yedi cihanın, dört iklimin değil, bildiğimiz bilmediğimiz bütün âlemlerin ve her şeyin muktediri olan bir Sahip’se, elbette onun ihsanına mazhar olmak da kolay olmaz.

Çok imtihanlar, çok sualler ve çok merhaleler gerekir, ol Padişah’ın dostluğuna kabul olunmak için…

Üstelik sizin onun dostu sayılmanızın ihsanına muhatap olmanızdan başka bir gerekçesi de yoksa…

Yani ihtiyaçsız olana muhtaç halinizle sevimli görünebilmenizin tek yolu, ona bağlılık ve sadakatte eşsiz bir samimiyete sahip olmanızdır.

O zaman yâr perdeyi aralar diye umulmaz da ne eylenir!

Alvarlı Efe, ihsanların, müjdelerin, gönül ferahlıklarının, sınamalarla, cilvelerle eriştiğinden bahsediyor.

Kaldı ki, gecenin ıstırabını çekmeden günün ferahlığını anlayabilmek de kabil değildir.

birgün olur kahr u sitem cevr eder
birgün olur yar hareme aldırır

O gün olup en saklısında gözdeleri arasından bulunmak için kahr u sitemin her türlüsüne ikram gibi bakmaya değmez mi?

Değer elbette, bir ömür cefanın üzerine bin ömür sıkıntı daha yaşamaya da elbette değer.

Okuduğumuz Alvarlı Efe’nin münacatıydı…

Peki, siz ne fısıldıyorsunuz Padişah’ınıza…

O’na (cc) layık olmanın hangi kahırlarını gül eyleyip başınızın üzerinde taşıyorsunuz…

Siz hangi yol üzerinde hayatınızı sırlıyorsunuz?


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)