MÜCRİMİZ YÂ RASULALLAH

Yüzümdeki kızarıklık güneş yanığı değilmiş Yâ Rasulallah!

Utanmaz bir yüreğin çehreye bıraktığı izlermiş meğer.

Seninle birlikte olduğunu sanan her sensizi, iz iz ihbar eden işaretlermiş onlar.

Leblerimden sızan her yalan, hayatın inkârı imkânsız gerçekleri karşısında bir bir kara deliklere dönüşüyor.

Düşmemek için büyüttüğüm her adım, yeni bir çukurun kenarında son buluyor.

Seni savunmak aslında vicdanımı savunmak demekmiş, bilemedim!

Sana yapılan hakaretlere karşı durmak, kendimi paklamaktan öte değilmiş, anlayamadım.

Ben seni savunmak için öfkemi artırdıkça, senden ayrı düştüğümü göremedim.

Sen, seni en acımasızların eline veren Taif’te bela bile okumazken…

Ben senin hukukunu ihlal edenlere, seni anlatmayı bile denemedim.

“Bilmiyorlar Rabbim! Bilseler yapmazlardı.” diyen sen değilmişsin gibi davranıp; uyarmak, anlatmak, sevdirmek yerine nefret edenleri azdırmayı yeğledim.

Senin şefkat Peygamberi olduğunu unuttum Yâ Rasulallah!

Mücrimim affet.

Senin adına senin sevmediğin yollara saptım.

Sapkınım bağışla beni.

Sen yanılanların doğru yola erişmeleri için sabredenlerin en hayırlısı oldun…

Ümmetin, iki üç sapkının yaktığı ateşin narında kendilerini kaybetti.

Senin yolun ne olsa kan ve zulme çıkmaz…

Biz bütün yolları tüketmeden en kolayına saptık.

Üstelik senin adını öne çıkararak bunları yaptık.

Senin hukukunu savunmak, seni sevenleri artırmakla mümkünken, senden nefret edenleri öldürmeyi tercih ettik.

Tövbe kapılarını Sahibimiz bile kapatmazken, biz onların utanmalarına vesile güzel örnekler olup dikilemedik karşılarına.

Yaşatmayı öldürmeye tercih edenlerden olamadık Yâ Rasulallah!

Senin adına, yaktık… yıktık… tarumar ettik.

Sabredemedik! Bağışla bizi.

Elbette susmayacaktık, senin adını ağzına dolayan kirli adamlar karşısında.

Seni onların ellerine kimsesiz bırakmayacaktık…

Seni canımızdan da elbette çok sevecektik…

Ancak öyle yapmadık…

Biz kolayını seçtik!

Ağız dolusu hakaret edenlere, öfkeyle aynı dilden cevaplar verdik.

Katillerle katil olduk…

Yalancılarla yalancı…

Sefillerle sefil olduk.

İnsanlığın iftihar tablosu olması gereken Müslümanı, olması gereken yerde tutamadık.

Bizi yanlış anlayanlara, kötü tanıtanlara, şiddet yanlısı diyenlere, Kur’ani bir sedayla değiliz diyemedik.

Suçluyuz Yâ Rasulallah!

Seni tanıtamadığımız…

Senin gibi olamadığımız…

Ağzımızda hakikatten çok yalan dolaştırdığımız…

Canımız bir yana sözlerlerimizle bile infak edemediğimiz…

Kötülerin karşısında iyiler gibi duramadığımız…

Seni tanıyamadığımız için…

Mücrimiz Yâ Rasulallah!

Affet.


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

One Comment
  1. gafletime sarıldım … bir paye çıkardım derken bin aha bulandım.. affet Ey Sevgili.. yüreğimi yaksa da size dokunan her söz, cümleye dökememektir
    San’ a yetememektir, dillendiremeyişim..

Comments are closed.