BU FİLMİ ÇOK SEYRETTİK

Bu seriden çok film seyrettik.

Son çıkanına da midemizin bulanması için seyretmeye gerek yok.

Senaryo aynı!

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’imize yeni bir hakaret hareketi.

Evet, gücümüze gidiyor.

Doğru, yüreğimizi yakıyor.

Haklısınız içimizdeki isyanı durdurmak zor.

Ancak süren bir oyunun yeni versiyonu olduğunu da biliyoruz.

Müslümanların, eli kanlı adamları canlandıran figüranlar olarak kullanılmak istendiğini artık anlıyoruz.

Bizim üzerimizden, bizi karalama çabalarına vereceğimiz cevap, Peygamber’imizin (sav) verdiği cevaba denk düşmeli.

Taif’te kanlar içinde, mahzun ve yalnızken bile canavarlaşan halkı korumaktan geri durmuyor. “Bilmiyorlar Rabbim! Bilseler böyle yapmazlardı.”

Biz Müslümanlar, Peygamber’imizin gösterdiği istikametle ancak doğru yolda yürüyebiliriz.

Onun öfkesi kadar öfkelenmek…

Sevinci kadar sevinmek…

Olaylara gösterdiği tepkiye benzer reflekslerle hayatı kuşatmak mecburiyetindeyiz.

Rabbimiz, savaşta bile insan öldürmeye ölçüler koyuyor.

Hem de ağır, kesin, uygulanması arzuya bağlanmamış ölçüler.

Müslümanlar kan ve şiddetle anılmayacak kadar latif bir Peygamber’in yolundan yürüdüklerini hiç akıllarından çıkarmamak mecburiyetindeler.

Kim Hazreti Muhammet (sav)’e ne dese nihayetinde kendisi mahcup olur.

Hakaret ederse her hesabın en ince ayrıntısına kadar görüldüğü bir mahşer var.

Övgüyle bahsederse, sevdiği Peygamber’in güzel hasletlerini hayatına uygulamakta kör olduklarına karşı sorumlu olacak.

İman, Allah’a güvenmek demektir.

Ne hazin ki Allah’a inandığını durmadan tekrarlayıp, ancak güvendiğine dair hayatına hiç delil koymayan Müslümanlarla dolup taşıyor dünya.

Şu filmi yapan soytarılara gelince, ahvalleri çıktı zaten ortaya, bir üçkâğıtçı diğeri işi Kur’an yakmaya kadar götüren papaz, öteki kıptı Hıristiyan, beriki İsrail uşağı!

Üstelik öyle korkak soytarılar ki bunlar filmin çekim ekibine başka şey söylemişler, oyunculara başka bir senaryo uydurmuşlar, sesleri montajda değiştirmişler vesaire vesaire…

Bunlar için öfkelenip protesto etmeye bile değmezken, dört insanı öldürmek ve büyük İslam âlemini eli kanlı yaftasına muhatap kıldırmak ne cihat sınıfına girer ne de akıl kârıdır.

Onlar zaten en büyük hakareti, en korkunç iftirayı bizim de Peygamberimiz olan kendi peygamberlerine yaptılar.

Allah’ın oğlu diyerek Hz. İsa’ya yapılabilecek en büyük zulmü yaptılar.

Hz. Musa’ya inandıklarını söyleyenler ona Firavun ’un yapamadıklarını da yaptılar.

Bu kadar açıkken her şey, güneş balçıkla sıvanmaz deyip tahriklere kapılmamak varken, Müslümana yakışmayan tepkiler vermek kimin işine yarar?

Kimse merak etmesin, Allah dininin sahibidir, iki soytarının üç beş filmiyle ne İslam’a ne de onun Rahmet Peygamber’ine hiçbir zarar gelmez.

Ben sus ve evinde otur da demiyorum.

Ya ne diyorum?

Güzellikleri anlatacak filmler, kitaplar, afişler hazırlamak varken kolayını seçip bağırmayı bırak!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)