GECE İKİ GÜNDÜZ ARASINDA GELİR

İbrahim (AS)’in ateşini serin kılan Rabbime hamdolsun.

(Ne var ki) Biz “Ey ateş, serin ol, İbrahim’e dokunma!” dedik. (Enbiya 69)

Ateş çemberiyle imtihan edildiğimiz zamanlar geçiriyoruz.

Acı katmerleştikçe katmerleşiyor.

Kararmış bulutlar güneşin önünü kapattıkça kapatıyor.

Gök gri! Hüznün en derin nameleriyle çakıyor şimşekler.

Derin yas zamanlarında, ‘her gece iki gündüzün arasında gelir’ diye müjdeleyen Sahibimize güvenmek inşirah verebilir kalbimize.

Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır: (İnşirah 5)

Biliyor sözlerin en güzelinin Sahibi, kullarının dara düşünce akıllarının karıştığını, gönüllerinin bulandığını ve üzerine bastırarak yineliyor müjdesini…

Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık! (İnşirah 6)

Her gece iki gündüz arasında değil mi öyleyse?

Şimdi bize düşen; gecenin uzunluğuyla yanılıp, geceyi uzatacak işlerle uğraşmak yerine, karanlığın def’i için çırpınmak olmalı.

Öyleyse (sıkıntıdan) kurtulduğun zaman sağlam dur (İnşirah 7)

Düşünmeli değil miyiz, yürek rahatlatan bir müjdenin ardından gelen bu kutsi uyarıyı?

Hiç üzerimize alınmamalı mıyız, karanlığın bize bakan tarafını!

Aydınlığın önüne bir insan boyu da olsa geçip geçmediğimizin hesabını sormamalı mıyız kendimize?

Öyleyse (sıkıntıdan) kurtulduğun zaman sağlam dur hitabı bizi hiç ilgilendirmiyor mu yani?

Öyle olmadığını itiraf etmeden, öyle olduğuna iman etmek mümkün değil!

Elinde silahla silahsız olanlara saldıranların yüzünü yıkayacak Rahman’dan bir söz yok!

Bilgece bir söz de yok!

Hakkınızı aradığınız iddiasıyla mazlum olanları katletmeyi meşru gören bir fetvaya da rastlanmış değil tarih boyunca.

Bunu meşru gören akıl ve izan sahibi birisinin de olduğunu bilmiyoruz.

Üstelik bütün bunları ırkınızın üstünlüğünü ortaya çıkarmak için yapıyorsanız, lanetlenenlerin en başında yer alıyorsunuz demektir.

Çünkü ırkçılığın babası iblistir!

(Ve Allah): “Sana emrettiğim zaman” dedi, “seni secde etmekten alıkoyan neydi?” “Ben ondan üstünüm”, diye cevap verdi (iblis), “(çünkü) beni ateşten yarattın, onu balçıktan.” (A’raf 12)

Beni Türk onu Kürt yarattın o halde ben ondan üstünüm diyen kim varsa, şeytanın yol arkadaşı olmaktan kurtaramaz kendisini.

İlla elindeki silahı masumlara doğrultmuyor olsa da…

Kardeşlik hukukunu korumayan, kalleşlik zulmünün yardımcısı olmaktan kurtaramaz kendisini…

Şeytanın fikir babası olduğu ırkçılık çukuruna düşmeden, acıları dağlamak değil merhem olmak için dertlenmeliyiz ki, derdimizden gül rayihaları sızsın.

Gözyaşlarımız düştüğü yere ikindi yağmurları ferahlığı saçsın.

Ümmetçe acı günler geçiriyoruz…

Şemdinli’de… Hakkâri’de… Gaziantep’te…

Suriye’de… Arakan’da… Irak’da…

Zor günleri iki gündüz arasındaki geceden çıkmak için sabırla tüketmek gerekir. Irkçılığımızı körükleyecek gerekçeler bulup, kardeşlerimizi şeytandan referanslarla nefretin kollarında boğmak için değil.


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 votes, average: 1,00 out of 5)