ACIKAN GÜNLÜK-21- SELAMSIZA DA SELAM VER!

Sevgili Acıkan Günlük;

Esselamun aleykum!

Ne kadar acıkmışız böylesi bir hitabın muhatabı olmaya.

Ve aleyküm selam!

Ne kadar az kullanır olmuşuz bu mukabeleyi.

Galiba selam vermekten utanır olmuşuz.

Selam vermenin gereklerini yerine getiremeyen her vicdan sahibinin yapması gerekene dönmek yerine, kolayı seçmiş selamı unutmuşuz.

Yakıcı bir kolaylığı tercih eder olmuşuz.

Hayatı kâbusa çeviren bir meşakkatin adını kolaylık koymuş ve kalın duvarlar örmüşüz selamla aramıza.

Selam vermemek kolay…

Yıkarsınız yüzünüzü yere, görmezden gelirsiniz insanlığı, kibrinizin kabuğuna sıkıştırır yüreğinizi ölmeye yatarsın.

Selamsız bir hayat ölümdür aslında…

Korkuyla dolu, emniyetsiz, karanlık bir hayatın ölümden farksız olmadığını görerek tespit ettiğimiz bir çağdır yaşadığımız.

Ne demektir selam?

Selam verirken ne deriz aslında karşımızdakine?

Ey arkadaş, seni az tanıyor olsam da sana zarar vermeyeceğim bilmiş ol!

Benden selamet ve esenlik bulacağını ilk söz olarak söylüyorum kayda geç!

Ben senin emin olabileceğin insanım!

Bütün bunları söyleyecek yüreğe sahip değilseniz selam çıkmıyor dudaklarınızın arasından. Diliniz varmıyor selamlı bir sohbetin kelimelerini hecelemeye.

Oysa Rabbimiz selamlaşmayı bütün insanlığa temel bir kaide olarak emrediyor! Ve vahyinde razı olarak andığı peygamberlerini selamlayarak en zor zamanlarında dostları olacağını beyan buyuruyor.

Meryem suresi 15. Ayet;

“Bunun içindir ki, doğduğu gün de, öldüğü gün de, (Allah’ın) selamı o’nun üzerindeydi ve diri olarak kaldırılacağı gün de (yine o’nun) üzerine olacaktır.”

Ne güzel bir esenlik haberi öyle değil mi Sevgili Acıkan Günlük?

Hem de en Kudretlinin makamından.

Sadece Allah bütün ihtişamıyla memnun olduklarını selametle karşılamıyor. Bizden de aynı şeyi birbirimiz için yapmamızı bekliyor.

Nisa Suresi 86. Ayet;

“Bir selam aldığınızda daha güzel bir selam ile karşılık verin veya (en azından) benzeri ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.”

Üstelik her hakiki selamın Allah katında tutulan bir çetelesi olduğunu bildiriyor bize.

Yani, emin kıldığın kadar en muhtaç olduğunda emin kılınacaksın müjdesiyle teşvik ediyor bizi.

Üstelik selamı sadece hakkedenlerin duyacakları bir hitap olarak da sınırlamıyor Rabbimiz, bir insanlık imtihanı olarak çıkarıyor karşımıza.

Furkan Suresi 63. Ayetinde açıkça belirttiği gibi;

“Rahman’ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vakar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! Derler.”

Sevgili Acıkan Günlük, Allah’ın, kullarını onlara meşakkat çıkarmak için yaratmadığını bilmek için selamdan daha emin bir iz mi olur?

O halde neden biz Rahman’ın has kulları arasına girmemek için, kilitleyip kalplerimizi, bir selamı esirgiyoruz kendimizden…

Anlamak mümkün değil!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)