ACIKAN GÜNLÜK-17- ŞEYTANİ VAATLER

Sevgili Acıkan günlük;

Kim şeytanı sever ki?

Neredeyse hiç kimse değil mi?

Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda acaba öyle mi diye sorup duruyorum.

Benim açımdan netice net: Şeytanı sevmiyorum!

Sonra karşıma Nisa Suresinin 120. ayeti dikiliyor, acabalar içimde çağlayanlar gibi akmaya başlıyor.

“Şeytan onlara vaatlerde bulunur ve onları boş özlemlerle doldurur. Ama Şeytanın onlara vaat ettiği her şey sadece akıl çelmekten başka bir şeye yaramaz.”

Soruyu değiştiriyorum, şeytanı sevmiyorum ama karşıma çıkan vaatler ve boş özlemleri de sevmiyor muyum gerçekten?

Onları sevmemek; yüz vermemek, iltifat etmemek, arkamı dönüp gitmek anlamına gelir, öyle mi yapıyorum diye düşünmeye başlıyorum.

Yüzüm yere yıkılıyor!

Ben başkalarına itiraf edemesem de özlemlerimin elinden hakkıyla kurtulabilmiş olmadığımı biliyorum.

Hak etmediğimi bildiğim para karşısında suskun…

Ehil olduğuma inanmadığım makam karşısında boynu bükük…

Şan ve şöhretin kölesi olmaya meftun…

Büyüksün dediklerinde salyalarımı akıtarak alıp kabul etmeye hazır buluyorum kendimi.

Sevgili Acıkan Günlük;

Eskiden “sözüne güvenilir insanlar yaşardı buralarda” demek bile ayıptı, heva ve hevesin peşinden koşmak yüz kızartıcı hallerin liste başıydı.

Şimdi hakkı teslim edenleri bulmak, Afrika’da susuzluktan kırılan çocukların suya kavuşması kadar heyecan verici.

Nasıl da acıkmışız değil mi; vaat ve boş özlem şekerine bulanmış şeytanları bir çırpıda tükürüp arkasına bakmadan yürüyen güzel insanlara.

Bu günlerde ağzımızı bir nohut tanesi bile kaçmasın diye sıkıca kapattığımız gibi, kendi çıkarımıza da olsa haksızlığa yüreğimizi kapatmak zamanı gelmedi mi?

Geldi… hem de nasıl geldi!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)