KUTLU DOĞUM…IRKÇILIK…EMRE…

Emre Belezoğlu’nun Zokora’ya “pis zenci!” deyip demediğini bilemiyoruz.

Emre’nin  cezasını futbolun otorite kuruluşları verdi.Emre 2 maç sahalardan uzak. TFF daha bu işe bulaşmadan, futbolun efendileri! adamın biletini kesmeye başlamışlardı zaten.

Meseleyi magazin seviyesine indirecek olanlara da buradan pas vermek niyetinde değilim.

Gelin biz ırkçılığı konuşalım!

Emre’nin zenciler için söylediği söz bu ülkede derin yaralar açmaz. Çünkü bizim zencilere karşı ırkçı içgüdülerimiz yok. Onlarla filmler dışında karşılaşmadık bile.

Bu sözü Emre, Kürtlere karşı söyleseydi ne tepki vereceğinizi düşünün siz?

Ya da Emre, Kürt kökenli olsaydı ve Türk’lere karşı söyleseydi!

“Pis Türk’ler!”

“Pis Kürt’ler!”

“Pis Ermeni’ler!” deseydi, ortalığın nasıl karışacağını tahmin etmek zor olmazdı.

Peki; sokakta, sağ da sol da, orda burda hiç duymuyor muyuz benzer sözleri?

Biraz samimi olun lütfen! Duyuyoruz. Hem de nasıl bir şehvetle söyleniyor.

PKK’yı lanetlediğini sanıp, bütün Kürt kardeşlerimizi topyekûn pislik ilan edenlerin sayısı az mı?

Ana dillerinde konuşamadıkları için bütün Türk’leri yasakçı sayıp, defterden silenlere ne demeli peki?

Üstelik bunlar yüzde doksanı Müslüman olduğunu iddia eden insanların yaşadığı ülkede oluyor!

Kutlu Doğum’un kardeşliği anlatan anlamlı sözcüklerinin, gözyaşlarına karışarak dinlendiği bu topraklarda.

Peygamber’imizin Veda Hutbesi’nde söylediği “…Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur…” sözlerini gönül kulağıyla dinlediğini iddia eden insanların ülkesinde.

Irkçılık öyle bir beladır ki, zencilerin beyazlara karşı haklarını savunursun ama Kürtlere gelince katı bir ırkçı olmaktan kurtaramazsın kendini.

Kızılderililere zulmeden Amerika’ya ateş püskürürsün de ülkendeki bir avuç Ermeni’nin insanca yaşamasını hazmedemezsin.

Hitler Almanya’sında Yahudilere yapılan zulmü insanlık suçu görürsün, Ruhban Okulu’nun konuşulması bile kanına dokunur.

OYNAMAYA GELDİK OYNAMAYA!

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’le Erzurumlu Mustafa Boğaçayır arasında geçen davullu zurnalı takla hadisesi için Bakan’ın açıklaması işi daha da içinden çıkılmaz bir hale getirdi.

“Ben onu ip cambazı sandım!”

Bu açıklamanın altında toplumsal bir yanılgımız yatıyor. Bazı mesleklerin saygıya değer, bazılarının ise hafife alınabilmeye müsait olduğunu hangi eğitim sistemi bize dayatıyorsa, arızayı tamire oradan başlamak gerekiyor.

Bakan Şahin’e gelince, her gördüğü meslek erbabını anında sınamaya kalkarsa; yandı gülüm keten helva!

SAĞLIK ALARMI!

İnsan için düşünen hayvan diyen filozoflar geçmiş tarih sahnesinden. Düşünen kısmını kaldırıp sadece hayvan benzetmesini bıraktığınızda bazı hadiseleri ancak açıklayabiliyoruz.

Dr. Ersin Arslan’ın hayatını kaybettiği olayı da başka türlü açıklamak mümkün gözükmüyor.

Bu acının içinden toplum olarak bu hale nasıl gelindiğinin fotoğrafını çekmeden çıkarsak, devamına da kapıyı aralamış oluruz.

Hizmet verene karşı hizmet alanın gittikçe yükselen öfkesini masaya yatırmanın zamanı geldi de geçiyor bile!

Yoksa dünyaya örnek olacağını düşündüğümüz sağlık reformlarının kılcal damarları kanamaya başladı da haberimiz mi yok?

Recep Akdağ için on puanlık analiz sorusu bu olsa gerek!

ANLAMIŞ DEĞİLİM

“İsrailli askerlerin komutanı yarbay Şalom Eisner, Danimarkalı bir eylemcinin yüzüne M-16 tüfeğinin dipçiğiyle vurdu.”

Haber karşısında neden kıyamet kopmadığını doğrusu anlamış değilim. Filistin hadisesi bizim için gündem müsait olursa ilgilenilecek konular arasına mı girdi yoksa Mavi Marmara katliamından sonra olay çok hafif bir hadise gibi mi kaldı?

Bu işte bir samimiyet testine ihtiyacımız yok mu sizce de?

SOPA… SARIK MAHKEMEDEYİZ

Değil mi ki, 28 Şubat’ın sembol ismi Müslüm Gündüz ve Aczimendilerdir.

Değil mi ki, uzun sakalları ve şalvarlarıyla ansızın karşımıza çıkarak yörüngemizi alt üst eden adamların lideri, şeyhi, imamı (adını ne koyarsanız) Müslüm Gündüz’dür.

Değil mi ki, bir akşam haber izlemek için televizyonu açtığımızda karşımızda don gömlek onu ve yanında Fadime Şahin’i gördük, sıktığımız dişlerimiz arasında kalan dudaklarımızı patlatarak izledik.

Değil mi ki, onun evinin içine büyük bir şehvetle diktik gözlerimizi.

Değil mi ki, omuzladığımız gibi hanesinin kapısını, kameralara iyi görüntü verecek bir açıdan yerle bir ettik.

O halde Müslim Gündüz, Çevik Bir’in de tutukluları arasında olduğu davanın müdahilidir… olmalıdır.

Bunu en çok o ve sakallı, sopalı, cüppeli Aczimendi arkadaşları hak etmiştir.

Hatta Ali Kalkancı ve Fadime Şahin’in de müdahil olma hakları Müslüm Gündüz’den daha az değildir.

İsterlerse elbette!

www.twitter.com/igurkancelebi


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

One Comment
  1. Tebrik ederim… Harika bir yazı hele ırkçılıkla ilgili kısmı muhteşem… Kalemine yüreğine sağlık..

Comments are closed.