BÜYÜK ADAMLARA AÇIK MEKTUP

Biraz sakin olalım istiyorum.

Hop oturup hop kalkmayalım.

Kimsenin yarasını deşmeden, fiyakasına dokunmadan, dünyaya aldırmadan bir hafta geçirelim.

Çok mu geldi!

Beş gün…

Üç gün…

Bir tek günü de çok görmeyiniz artık!

Aradığım katıksız bir huzur filan değil elbette. Onun kısacık bir ömre sığmayacağını düşünemeyecek kadar alık değilim.

Dünyada yaşananları göz ardı edebilecek kadar duyarsız, ülkemizin içinde bulunduğu durumu aklımdan silip atacak kadar ahlaksız, ölen çocuklarımızın yasını tutamayacak kadar kalbiyle irtibatını koparmış hiç değilim.

Ama birazcık sakin olmak demek bütün bunları topyekûn silip atmaya denk düşmez ki!

Bırakalım böyle büyük lafları bir kenara… Kabul! Bir günlüğüne olsun.

O dünyayı kurtaran adam pozlarımızdan bir silkelenelim hele. Unutmadım! Eyvallah, sadece bir günlüğüne.

Jeopolitik, kozmopolitik, sosyopolitik martavalları da başkalarına bırakalım bir süreliğine… Eskiden yan komşuya, ‘dükkâna bak falancının yanına bir gidip geleyim’ demiyor muyduk? Bari o kadarcık olsun vazgeçelim bu koca adam pozlarından. Bir arkadaşı görmeye gidiş geliş müddetince… Kapatmayalım dükkânları, büyüklenmeye kaldığınız yerden devam edersiniz. Tamam! Bir günlüğüne sadece!

Bir günlüğüne de başkaları bozsun fiyakaları, başkaları versin pozları, başkaları çeksin şu şişe dipli dünyanın kahrını… gelmez mi işinize? Bir günlüğüne de olsa!

Terki diyar edin âlemden demiyorum. Büyük adam pozlarınızdan sıyrılın, küçük adam da olmayın, adam olun sadece! Olmaz mı?

Partiye gittiğiniz kadar evinize de gidin…

Kahveye takıldığınız kadar çocuğunuzla da takılın…

Arkadaşlarla kaynattığınız kadar kitap sayfalarında da kaybolun…

Yalakalık ettiğiniz kadar tavizsiz olmayı da özleyin…

Eğilip büküldüğünüz müddetçe dik durmaya da çabalayın…

Forslu adamların veletlerine çikolata yetiştirmeye cavladığınız kadar bir yetimin başını okşamayı da özleyin…

Merak etmeyin, o içinden çıkılmaz işlerinizi terk edip bu sefil hallere düşmenizi bir günlüğüne istiyoruz!

Bakarsınız böyle yaşamak da hoşunuza gider ve bir daha dönmezsiniz eski muhteşem! günlerinize.

Ne dersiniz?

Hamiş: Kendimi kayırıp meydana martaval okuduğumu sanmayın! Arzuluyum, bir günlüğüne de olsa edep dairesinde kalmaya.


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

One Comment
  1. Kendine gelmek deyiminin başkalarının umuduna kalmış adamlığımızın yeniden edeple ahlakla dirilişinin terennümleri. Adamlık pınarından abdest almanın takvaya bürünmüş satırları arasında kaybolabilmek ne güzel. Kahvehanenin masasından dünyayı yönetmeye ayarlanmış ütopik duygularının eridiği zemheri sıcaklığını hissettim.
    Ne güzel ki ve ne şükür ki adamlar var yer-yüzünde secdenin, sıcaklığı var duygularının tam orta yerinde.

Comments are closed.