TEBESSÜMÜ KAÇA BIRAKIRSIN

“İyilik yapmayı kazanç kapısı haline getirme!”  Müddessir 6

Sana ne iyi adam desinler diye didinip, durmaksızın kötülük yapma kendine. Ne güzel adam olduğunu kulaklarınla işitmek için çabalarsan, yüreğin âmâ kalır.

Sabah uyandığında aynaya bakıp saçlarını tararken, geceden kalma iyilikleri hatırlayıp müstehzi bir gülüşü seyrediyorsan yüzünde, utanmalısın.

Sana yapılan iyilikleri aklına getirmediğin için bir daha bakmamak üzere küsmelisin aynalara.

Sen daha yüz nedir bilmezken sana bir çehre yapan, üstelik yüzüne bakılacak bir suratı yüzüne yerleştirene şükür gelmezken aklına, kendi küçük ihsanlarınla övünüyorsan yazık sana.

Ya kendi yaptığını sandığın hoşlukları yapmaktan vazgeçmelisin ya da ayaklarının altına alıp ezmelisin kibrini. Çünkü mümkünü yok ikisinin birden aynı yürekte nefes almasının.

Ya ben yaptım diyerek sunduğun aşı zehirleyeceksin durmadan. Ya da bilmek zorundasın senin verdiklerinin sana zaten veresin diye emanet olduklarını.

Ruhun verdiği için değil almaya değer buldukları için izzet bulmalı.

“Her insanın (akıbeti)kendi kazandıklarına bağlıdır.”

Şimdi sonunu hesabetmenin tam zamanıdır. Bilinemez diye başından savdığın sonunu, mizana koymanın tam sırasıdır.

Şimdi karar zamanıdır… Heves mi ebediyet mi?

Gününü gün etmekten yanaysan, yaptığın iyilikleri oynadığını sandığın hayat oyununun bir parçası olarak görüyorsan, hiç çıkmayacak bir can vehmediyorsun demektir bedeninde…

İmkânı varsa böyle bir şeyin oynadığın oyun doğru… devam et durmaksızın.

 Sana da mümkünsüz geldi değil mi? En saçmanın bile fevkinde bir izaha bel bağlayacak değilsin elbette…

Belki öldükten sonra diriltilmek üzerine bir tartışma açmak bile bundan daha ferahlatıcı, öyle mi?

Çünkü ölüm karşında duruyor ve senin içinde ölmek vakti denilen bir zaman olacak. Bunu inkâr etmen olanaksız.

İyisi mi gençleştirme terapilerine sığınıp bir müddet daha diriliğini uzattığını sanmakla yetin ve ömür biç dünya hayatındaki sefanın nihayetine.

Ya da akıbetin hakkında hemen şimdi başla düşünmeye!

 Elbette iyi insan olmakla başlamak gerekir işe… İyi insan olmak içinde iyilik yapan insan olmak gerekir.

Komşunun çocuğunun başı okşanacak… 50 sevap.

İş yerinde mesai arkadaşlarının yüzüne tebessüm edilecek… 700 sevap. Eeee kalabalık olduklarına göre birim başına düşen sevap sayısı o kadar da abartılı olmaz!

Taksitlerine sıkışmış çocukluk arkadaşına iki aylığına borç vermek… 100 sevap. Ayrıca borcu geri alırken döviz kurlarının ne durumda olduğuna bakılacak elbette.

Çocuğun matematik öğretmenine bir kutu baklava… En az 150 sevap. Eğitimden hayırlı iş mi var? Baklava götürülürken kızın ortalamasının yükselmesinin notlara bağlı olduğu hissettirilecek.

Mahalledeki cami inşaatının halılarını yenileyip zekâta saymak… 10000 sevap. Caminin bir yerine ismimin yazdırılmasını istemek gerek. Yazı büyük olmalı ve kolay görünür bir yere asılmalı…

Nihat’ın engelli çocuğunun koltuk değneklerini bir hayır derneğinin almasını sağlamak… 500 sevap. Bu arada Nihat’tan kahvede bu iyiliğimden bahsetmesini istemek çok olmasa gerek.

Ucuz bir lokantayla anlaşıp yakın akrabalara yemek vermek… 800 sevap. Her şey para değil biraz da namımız yürüsün değil mi?

İyiliği iyilik olsun diye yapmıyorsan sen de bu listenin bir yerinde varsın elbette. Sadece Sahibin emrediyor diye, O’nun sana yaptığı iyiliklerden boynun eğildi diye yapmaya el vermezse yüreğin… iyilik sandıkların en lazım oldukları anda yüz çevirirler sana.

Sen onlarla hiçbir şeyin zerre kadar zayii olmayacağı yerde buluşmak üzere kavilleşmedin ki! Onlar en gerekli zamanda yetişebilsinler imdadına.

Hep küçük hesapların peşine koşturduğun çıkarlar olabildiler senin iyilik zannederek umut bağladıkların.

Bir tebessümünün altında kaç hinlik vardı itiraf et artık? Bir gülümsemenin bile bunca hesaba bağlı olması sonra da isminin iyilik olarak anılması mümkün mü?

“İyilik yapmayı kazanç kapısı haline getirme.”

Efendin açıkça uyarıyor işte. İyiliklerin gönül kapısından çıkmayınca varacağı yerde zibil olur.

Hayatını çer çöple doldurmak hesapların görüleceği gün ne işine yarar ki senin?

İyilik sandığın işe yaramazlarla dolu bir hayat… üstüne kötülük sanmadan işlediğin cürümleri de ekle…

Günü geldiğinde karşına çıkacak tablonun nasıl bir felaketin resmi olacağını hesap et.

Ya da yaptıklarının karşılığını en küçük hayrın bile yok sayılamayacağı gün geldiğinde teslim almak üzere unut gitsin.

O zaman göreceksin tebessümlerin nasıl güneş kadar parlak, küçük iyiliklerin ne denli büyük sayılacağını.

Sen daha iyilik nedir bilmezken sana sonsuz ikramda bulunanın senin O istiyor diye yaptıklarına vereceği karşılığı aklından geçir bakalım.

Aklın durdu değil mi?

Küçük çıkarlar için büyük lütufları kaybetmeye değer mi?

Değmezse… sana yakışanı yap artık!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

5 Comments
  1. abicim yüreğine sağlık tebessümü gönlümden bırakmaya karar verdim nasıl ama ? 🙂

Comments are closed.