ESKİ CANIMIN İÇİ

Seni unuttum biliyor musun!

Unuttum seni!

Üç koca yılımı, ömrümün geri gelmez üç, 365 gününü seni düşünmekten, uykusuz bıraktım ama seni unutmayı başardım haberin olsun.

Seni unuttum ya, imkânsızı olmadığına da inandım hayatın.

Unuttum seni!

Kalbi kızılcık sopasından daha feci acıtan fettan’.

Üç koca yaşıma…

Musluk gibi akan gözyaşıma…

Ak düşen zifir siyah saçıma…

Bedel oldu unutmak seni ya, canın sağ olsun.

Sen beni bıraktın, ben işi bıraktım.

El ele verdiğimiz sokaklar zindan oldu.

Aydınlığa çıkarım umuduyla, koca İstanbul’u bıraktım.

Deli Karadeniz’in pislik barınmaz, hırçın sularında yıkanır da arınırım diye…

Karadeniz’in kir tutmaz sularında, seni bırakır da kurtulurum diye, kendimi deli dalgalara sürgün bıraktım.

Üç koca sene, çıkmadın üzerimden.

İlk sene, yüreğimi öyle bir oyuk yapıp içinde kayboldun ki, ölsem ancak çıkarsın sandım.

Dayandım!

İkinci sene, hayata bir hakan gibi başlayıp, meczup gibi yaşamak kadermiş deyip, kalbimde açtığın oyuğun acısına, alışmak gerek sandım.

Dayandım.

O son sene yok mu, o son sene, seni bitiren bilesin, o son sene.

Karadeniz’in deli taylar gibi, adamın üzerine koşan dalgalarından olsa gerek, yüreğimin oyuklarına tuzlu su dolmasındandır zahir.

İçimde inceden bir kıpırtı çıktı.

Sanırsın yaz akşamüzerlerinin, insanla sevişen rüzgârı.

Rüzgâr girdi içime, sen oyuktan hafif hafif çıkayazdın.

Sonra, içime bir kere daha, insana karışmak hissi doldu.

Koca İstanbul’u, tam bıraktığım yerden, özlemeye benzer bir his girdi yüreğime; senin oyuk azıcık daha doldu!

Çıkışı gösteren oklara takıldın ya bir kere, durmak direnmek nafile.

Zaman usta girişince işe; mümkünü yok, yürek oyuklarının aynı boşluğu sabit tutmasına.  

Anlayacağın, sen gider oldun, ben ardından baka kaldım.

Bütün bunların, senin yüreğimde açtığın oyuktan apansız çıkar olmanın, aşkla bir ilişkisi var biliyorsun.

Sen içimi, 3 tane 365 gün acıttıktan sonra, apansız gidiyorsun.

Gidiyorsun, eski canımın içi, gidiyorsun!

Belki ‘baş tacım’ olabilirsin, ancak ‘aşk tacım’ olman mümkün değil artık.

Zira senin çukurun yerini, senden de feci kazan var!

Ve bu kazı, eski canımın içi, feci duygularla dolduruyor içimi feci.

Bilesin, senin yüzünden hayata verdiğim mola sona erdi.

Şimdi bizim ‘yürek sokağı’nda, hızlı bir tamirat var.

Şimdi yüksek sesli kahkahalarımızın çevreye verdiği rahatsızlık için özür zamanı.

Giderken, eski canımın içi; aşk dediğin acıyı, yürek burukluğunu ve gözyaşlarını yanında götürmeyi unutma.

Bakarsın, biraz da sana lazım olur.


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

2 Comments
  1. Gidiyorsun, eski canımın içi, gidiyorsun! Ne de güzel olmuş abim,
    mutlu-mesut okudum 😀

Comments are closed.