SENİN YÜZÜN AY TEDİRGİNLİĞİ KOKUYOR

Bugün yine yağmur var İstanbul’da… Yüreğine dönmüş İstanbul.

Yağmur damlalarının arasından şefkat sızdırıyor şehir.

Kimse daha fazla özleyip de yanmasın diye… gök gürlemesine karışık yürek ferahlığı indiriyor.

Ne çok beni hatırlatıyor bu şehir… Ne de fazla bana benziyor.

Aylarca içinde saklıyor hüznü… Artık tamam olunca, günlerce damla damla kimseden sakınmadan hüzzam yağmurlar indiriyor.

Ama hiç sana benzemiyor İstanbul. Merhametsizlikten çoraklaşmış bir yüreği taşımıyor göğünde.

Acıklı bir şarkıya arkasını dönüp, başkasının acısıdır demiyor!

Beni hiç tanımadığı birine benzetmiyor bu şehir.

Arnavut kaldırımlarının arasına sızan yağmur tanelerine yer açmak için, aşkı oraya buraya tıkıştırmıyor.

Gök ekinini aşk efsununun kalbine gönderiyor. Eros kadar zalim değil bu şehrin damlaları, Rahmet kokuyor. Onun oku gibi delip geçmiyor yürekleri. Tam orta yerine, kendi mabedine isabet ettiriyor.

Ağlamaktan bizar düşülecek bir yer değil bu şehir.

Elemin asil bir umuda dönüşmesine tanık olmak için, damlaların göz pınarlarından beri durmasına gerek yok.

Damla damla sabır akıtıyor bulutlar… biriktirince mutluluk olacağını anlıyorsun bakınca.

Bu şehir senin kadar özletmeye meraklı değil. Zamanı gelince hiç geç kalmayacağını taa en başından belli ediyor.

Ve yüzüne bakınca İstanbul’un, yağmurundan sonra güneşinin geleceğini söylüyor sana.

Hiç sana benzemiyor bu şehir.

Sen hiç yüzüne bakıp şemsi görmeme izin vermiyorsun.

Senin yüzün hep ay tedirginliği kokuyor!


Bu yazıya puan verebilirsiniz:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)

One Comment

Comments are closed.